23 Kasım 2019 Cumartesi

KUMRU İLE KUMRU

 

KUMRU İLE KUMRU






Tahsin YÜCEL'in bu romanında yaşamımıza egemen olan eşyanın, yalnızca günlük çalışma biçimimizi değil, aynı zamanda duygularımızı, düşüncelerimizi, giderek kişiliğimizi nasıl etki altına aldığı, son derece etkileyici bir dille anlatmıştır.

 Eşyalar zamanla bizlere egemen olur.
Günümüzde cep telefonları ve televizyonlar bizleri etkisi altına alıyor .
Oysa bir yerde durup kendi kendimize sormamız gerekir:
Biz mi televizyonu yada cep telefonunu , yoksa televizyon / cep telefonu  mu bizi kumanda ediyor?


Kumru ile Kumru ilk basım tarihi 2005'dir.


Genç yaşında görücü usulü bir evlilikle köyden şehre göç eden bir kadın var. Kocası kapıcı, kendisi de hem ona yardım ediyor hem de gündelikçilik yapıyor. Sonra hayatında ilk defa buzdolabı görüyor(?) ve son 50-60 sayfa onun buzdolabına olan hayranlığı, eve buzdolabı alması ve puta tapar gibi tüm hayatını o buzdolabı üzerine kurması şeklinde geçiyor... Kocasının ve çocuklarının buzdolabının kapağını açmasına dahi izin vermiyor vs...

Bir yerde biter diye sabırla okuyorsunuz ama bitmiyor.
Kitabın her bir sayfasında neredeyse buzdolabı ile bütünleşiyorsunuz. Eşya bağımlılığını köyünden İstanbula küçük yaşlarda gelin olarak gelen Kumru üzerinden anlatıyor Yücel hele ki Kumru'nun buzdolabıyla olan muhabbetleri çok trajikomikti.

Açıkçası kitabı kaç kere elime alıp kaç dayanamayıp yarım bıraktım anlatamam.
Tahsin Yücel 'in bu kitabı benim için tam bir hayal kırıklığı oldu .
Abartılı bir anlatımla konuyu gereksiz yere uzatmak bir yere kadar normal karşılanabilir ama bir yerden sonra gerçekten çekilmez bir boyuta ulaşıyor.
Oysaki Tahsin Yücel'in Gökdelen kitabından gerçekten keyif almıştım.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder